Get Adobe Flash player

Gör Projesi Tanıtım
Sayaç
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün11
mod_vvisit_counterDün114
mod_vvisit_counterBu hafta11
mod_vvisit_counterBu ay1904
mod_vvisit_counterToplam15973
Şu anda 3 ziyaretçi çevrimiçi
İl Teşkilatı Haberleri

BBP GENEL BAŞKANI DESTİCİ; ‘’ BBP; KADROLARI İLE BİRLİKTE, 19 YILLIK TERTEMİZ MAZİSİYLE DİMDİK AYAKTADIR.’’
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici’nin, 8. Olağan Kurultayı’nda seçilen MKYK, MDK üyeleri ile birlikte, 5 Şubat Pazar günü AFİTAP Kültür Merkezi’nde Gerçekleştirilen toplantıda yaptığı konuşmanın tam metnidir

 

’MKYK üyesi arkadaşlarım; değerli basın mensupları, öncelikle hepiniz hoş geldiniz. Toplantımızın, hayırlara vesile olmasını Cenabı-ı Allahtan niyaz ederim.

29 Ocak 2012 hareketimiz için, partimiz için, hepimiz için ve en önemlisi ülkemiz için gerçekten önemli idi. 8.Olağan kongremizde aynı zamanda 19. Kuruluş yıldönümümüzü de kutladık.

Bütün Türkiye, şunu gördü ki; BBP, hareketi, kadroları ile beraber, 19 yıllık tertemiz mazisiyle, mücadele ruhu ile ülkesine milletine hizmet etme aşkı ile birlikte ve dimdik ayaktadır. BBP, bütün Türkiye’ye o gün; ‘muktedir iktidarı’nı gerçekleştirecek kadrolara sahip, vizyona sahip ve bunun için her türlü inanca sahip bir hareket olduğunu Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda Türkiye’ye ilan etmiş oldu.

Gerçekten çok güzel bir kurultay geçirdik ve ben, bu vesile ile burada emeği geçen başta Anadolu’nun dört bir tarafından kopup gelen bütün dava arkadaşlarıma, belde, ilçe, il teşkilatlarımıza, genel merkezde görev yapan hem o salonun hazırlanmasında, kongrenin yapılmasında büyük emeği geçen arkadaşlarımıza, partimiz olsun veya olmasın BBP’ ye sempati duyan, bu anlamda kongremize destek veren bütün arkadaşlarımıza, bütün vatandaşlarımıza, bütün kardeşlerimize bir kere daha sizlerin huzurlarında teşekkür ediyorum. Allah hepsinden rıza olsun.

Biz, 19 yıldır hangi şekilde siyaset yapmışsak, hangi şekilde ayakta durmuşsak özellikle bu maddi konularımızı; milletin kendi rızkından, çocuklarının rızkından kesip verdiği paralarla inandıkları bir dava uğruna verdikleriyle çözdük ve bundan sonrada aynı şekilde çözmeye devam edeceğiz. Çünkü Türkiye’de adaletsiz bir düzen devam etmektedir. Zaten Türkiye’de, tam anlamıyla hukukun yerleştiğinden, demokrasinin yerleştiğinden kimsenin bahsetmeye hakkının olmadığını düşünüyorum.

Gerçekten bugün geldiğimiz noktadan baktığımız zaman, 20 sene önce, 30 sene önce hatta 50 sene önce Türkiye hangi problemlerle boğuşuyorsa hangi problemleri çözmeye çalışıyorsa maalesef bugünde aynı problemleri çözmeye çalışıyor. Bundan 20 sene önce de terör vardı, 20 sene öncede yine gelir dağılımında adaletsizlik vardı. Bugün daha da makas açılarak adaletsizlik devam etmekte. Bundan 20 sene öncede açlık ve yoksulluk vardı, bugünde 73 milyonun 60 milyonunun, açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşadığını biliyoruz. Bundan 20 yıl önce eğitimde de çok önemli problemlerimiz vardı şimdi de. Bütün bu problemlerin hiçbirini gideremeyen bir hükümet tarafında ülke yönetilmeye devam ediyor. Bundan 20 sene önce de çocuklarımızın uyuşturucu, alkol, fuhuş etkisi altında idi şimdide. O günlerde de ülkemize adı konulmamış bir savaş vardı bugünde var ve biz hala bugün bunları konuşuyoruz.

Adaletsizlik, hukuksuzluk maalesef giderilemedi. Kaldırılamadı. Kalkınmışlık  bir türlü sağlanamadı. Ve en önemlisi de Türkiye bölgesinde eğer lider ülke olmak istiyorsa, öncelikle tam olarak demokrasiye geçmesi gerekiyor. Tam olarak hukukun üstünlüğünü sağlaması gerekiyor. Ve tam olarak milli iradeyi yansıtması gerekiyor. Maalesef bugün geldiğimiz nokta da aynı problemlerin devam ettiğini tam olarak net ve açık bir şekilde görüyoruz.

Ben her zaman söylüyorum; terör bu ülkenin birinci gündemidir diye. Bu bitmediği sürece birinci gündem maddesi olarak ta devam edecektir. Bizim için bundan daha büyük bir gündem maddesi yoktur. İkinci olarak; yeni anayasa; sivilleşme adına, demokratikleşme adına, milli iradenin sağlanması adına, Türkiye’nin en önemli ihtiyaçlarından biri milli ve sivil iradenin yansıdığı yeni bir anayasa yapmaktır. Terör belasını da bu şekilde yenebiliriz, gelir dağılımındaki adaletsizliği de, eğitim sistemimizin düzelmesinde de önemli bir rol oynayabilir, biraz öncede bahsettiğim 20 yıldır çözülmeyen meselelerine tamamına yakının çözülmesinde önemli bir rol oynayabilir. Ama maalesef 28 yıldır ülkeyi yöneten sivil iktidarlar, mevcut anayasayı; millete cunta anayasası, darbe anayasası diye göstererek bu anayasanın üzerinden prim yapmakta. Ama bu sistemden çok memnun bir şekilde, bu anayasa ile birlikte devam etmektedirler. Çünkü varlıklarını bu anayasaya borçlular. 1980 ihtilali yapılmış, cunta yönetime el koymuş, 82 anayasasını yapmış 83’te de sivillere yerini terk etmiş ve gitmiş. Adamlar, üç sene içinde bütün bunları yapmışlar ve bitirmişler. Ondan sonra da 28 yıldır da Türkiye’yi siviller yönetiyor. Sivil iktidarlar yönetiyor. Biz hala bugün kalkıp, anayasanın; cuntacıların, darbecilerin anayasası olduğunu söyleyebilir miyiz? Veya söylersek ne kadar doğru olur. Hâlbuki bu ülkeyi 28 yıldır yönetenler sivil iktidarların anayasası ile yönettiler. Hiç kimse suçu başkalarına atmasın. Bakın bugün, sivil demokratik anayasa konuşuluyor: Türkiye’nin en başta gelen ihtiyacı bu. İktidarı ile muhalefeti ile mevcut siyasi partilere baktığımızda asla samimi olarak yeni bir anayasa talebinde olmadıklarını görürüz. Sırf millete verdikleri sözden utanarak, yine siyaset yaparak sanki yeni sivil bir anayasa yapma gayretindeymişler gibi, komisyonlar oluşturdular.

Bu uzlaşma komisyonundan bir şey çıkmayacak. Ama müsamere sınıfı, hepsi rolünü oynuyor ve millete belli bir süre sonra kendi kırmızıçizgilerini, kendi taleplerini ortaya koyacaklar ve hepsi de birbirini suçlayarak o uzlaşma komisyonun nasıl dağıldığını hep birlik de görüp müşahede edeceğiz. Veya Türkiye’nin önüne başka gündem maddeleri ortaya koyarak Türkiye’yi onunla meşgul edecekler.

Biz BBP olarak; bu anayasadan en çok mağdur olmuş ve şu anda da en çok mağdur olan bir siyasi hareket olarak artık, Türkiye’nin; cuntaların yapmış olduğu, 28 yıldır da sivillerin sahip çıktığı bu anayasadan kurtulması gerektiğine inanıyoruz.

Biz BBP olarak çalışmalarımızı yaptık ve Meclis Başkanı’na sunduk. Kamuoyuyla paylaştık ve uzlaşma komisyonuna giderek, BBP’nin yeni anayasa ile ilgili teklif ve önerilerini sunduk.

Biz üzerimize düşeni yaptık. Bundan sonra da yapmaya gayret edeceğiz. Her konuda yeni anayasayı savunacağız.

Hükümete çağrım şudur: Bu işte bahane aramasın, eğer meclisteki Siyasi partiler, birtakım maddeler ileri sürerek, bir takım çatışma alanları yaratarak, bu uzlaşma komisyonlarından çekilirse, hükümet, ‘’ ben ne yapayım uzlaşma komisyonunu kurduk, ama diğer partiler buna uymadılar, uzlaşmadılar komisyonu bitirdiler.’’ diyip bu işten vazgeçemez. Bu işi bu şekilde sonlandıramaz. Yaşanacakları görerek şimdiden söylüyorum: Meclisteki siyasi partilerin tamamı zaten görüş ve önerilerini verdikleri kanaatindeyim. Hükümet sivil toplum örgütlerinden, meslek kuruluşlarından, üniversitelerden alacak görüşlerini ve kendi görüşleriyle bir taslak oluşturacak, Meclise sunacak. Mecliste eğer anayasayı geçirecek gerekli çoğunluğu bulamazsa, referanduma gidecek çoğunluğu arayacak orada bulamazsa millete dönecek ve seçime gidecek. Yeni anayasa için yetki isteyecek. Eğer samimi ise bu yolu deneyecek. Millet için iktidarlarsa ve millet için siyaset yapıyorlarsa; ‘’ hiç seçim sonucunun sürecini beklemeye gerek yok’’ diyerek, millete dönecek ve millete diyecek ki: ‘’Ey milletim, tüm kesimlerle anlaştım ve ortak bir taslak hazırladım. Ama meclis yapısı buna müsaade etmiyor, o halde verin bana yetkiyi’’ diyecek. Ve millete dönmesi lazım. Eğer bunu yapmazsa iktidar partisinin şu anda da yeni bir anayasa yapma konusunda çok istekli olmadığını düşünüyorum, inanıyorum. Yapmadığı bu süreçte tamamen net bir şekilde ortaya çıkmış olacak.

Değerli arkadaşlar; ülkemiz son günlerde yine suni gündemlerle meşgul edilmeye devam ediliyor. Biliyorsunuz, bir ay Dersim’i tartıştık, neticesinde yine yeni çatışma alanları oluşturmaktan başka elimize bir şey geçmedi. Bir ayda bedelli askerlik, bir ayda vicdani net tartışıldı bu ülkede. Ve bugünde hükümetle ana muhalefet başta olmak üzere Meclisteki muhalefet partileri, suni gündemlerle milleti oyalıyorlar. Yazıktır, günahtır. Bu kadar vicdansızlık duyarsızlık göstermelerine artık gerek yok.

Çevremizde, dünyamızda, coğrafyamızda bu kadar gelişmeler yaşanırken; nerdeyse yakın bir süre sonra bu coğrafya bir ateş topuna dönüşmenin arifesinde iken bizi idare edenlerin, bizim muhalefetimizin, meclisteki muhalefetimizin çok ucuz gündem maddeleri ile birbirleri ile atışmaları, dalaşmaları, iç siyaset malzemeleri gündeme getirmeleri gerçekten yüz kızartıcı. Neyi tartışıyoruz… 19 Mayıs kutlamaları statlarda yapılsın mı yapılmasın mı? Andımız kalksın mı dursun mu? Bu tartışmaların ülkemize, milletimize, demokrasimize, hukukun üstünlüğüne, milli iradenin üstünlüğüne herhangi bir faydası var mı?

Hiçbir faydası olmadığını bugüne kadar gördük ve yaşadık. Ama maalesef bu çatışma alanları üzerinden beslenmeye devam ediyorlar. Ülkemizin artık uykudan uyanıp, bunları görmesi ve değerlendirmesi lazım. Ve gerçek ülke gündemini içine alan siyasi partilere, siyasetçilere destek vermesi ve onların yanında durması lazım. Bu tür konularla milletin içine tefrika sokmaya çalışanlar, milleti ayrıştırmaya çalışanlar, bu ülkede yeni çatışma alanları, yeni çatışma grupları oluşturmaya çalışanlar; artık bu işin fark edildiğini bu mayanın tutmayacağını idrak etmeleri gerekmektedir. Bunun çok net ve açık bir şekilde kendilerine söylenmesi ve ifade edilmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar; BBP, ülkesinin menfaatleri için milletinin menfaatleri için siyaset yapan ve her dönemde ülke menfaatlerini, millet menfaatlerini; şahsi menfaatlerinin ve parti menfaatlerinin önüne koyan bir siyasi hareket olarak nasıl 19 yıl bu millete hizmet ettiyse bundan sonrada sonucu ne olursa olsun hangi siyasi sonuçla karşılaşacaksa karşılaşsın başı dik bir şekilde siyaset yapmaya devam edeceğiz.

İç politikada gerçekten ülkemiz ve milletimizi adına çok önemli günler ve gelişmeler yaşanmakta. Şunu hiçbir zaman göz ardı edemeyiz değerli arkadaşlar; Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Afganistan’da, Lübnan’da yaşananların bir gün Türkiye’de yaşanmayacağı garantisini hiç kimse bize veremez. Çünkü emperyalist güçlerin, dünyayı sömürmek için nasıl hareket ettiklerini, milyonlarca insanı katletmekten çekinmediklerini, kilometrelerce coğrafyayı yakmaktan yıkmaktan çekinmediklerini, binlerce yıllık kültüre sahip ülkelerin Kültürleri ve Medeniyetleri ile birlikte onları yüzyıl, iki yüzyıl geriye atmaktan çekinmediklerini hep birlikte görüyor ve yaşıyoruz . TC devleti bu bölgede bir mihenk taşı ise ve emperyalist güçlerin emellerine ulaşmada kendilerine engel gördüğü bir ülke ise bu coğrafyanın nasıl karıştırıldığını, nasıl bir anda farklı bir mecraya çekildiğini hep birlikte görebiliriz!. Allah, inşallah o günleri bize göstermez.

Bütün bu çevremizde bu yaşananlara baktığımızda bunların hiç de gerçek dışı olmadığını, hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamız gerektiğini düşünüyoruz. Suriye’de yaşananlar, İran’a karşı şuanda düşünülen birtakım operasyonlar, Irak’taki mezhep kökenli ve Irak’ın da ötesinde diğer İslam ülkelerinde de başlatılmak istenen mezhep çatışmaları; Türkiye’de yıllardır körüklenen, yapılması istenen etnik çatışmalar var. Diğer İslam ve Türk coğrafyalarındaki bütün bu çatışma alanlarının yaratılmasına ve bunların desteklenmesine baktığımız zaman gerçekleri, gerçekten emperyalist güçlerin bu coğrafya’da daha emellerine hala ulaşamamış olduklarının ve bu emellerine ulaşmak içinde bütün bu oyunları sahnelemeye hazır olduklarını ve bunlarından alt yapısını oluşturduklarını hep beraber müşahede etmekteyiz.

Onun için ülkemizi yönetenlere buradan sesleniyorum; bu iç muhalefetten, bu iç çekişmeden bir an önce sıyrılıp gerçekten Çevremizde, coğrafyamızda, dünyada ne olup ne bitiyor bunun üzerinde ve ülkemiz üzerinde hangi emeller tasarlanıyor bunun ciddi anlamda farkına varıp bununla ilgili çok acil olarak tedbirlerin alınması ve milletin ve kamuoyunun bu anlamda bilgilendirmesi gerektiğinin kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlar, BBP olarak bundan sonra 19 yıllık mazimize sahip çıkarak, 19 yıllık tecrübemizle, bilgi birikimimizle, kadro zenginliğimizde inşallah daha geniş bir vizyona daha güçlü bir kadro daha güçlü söylemlerle millete ve ülkeyi yönetmeye hazır olduğumuzu bu millete göstermenin vakti gelmiştir diye düşünüyorum.

Bugüne kadar ülkeyi yönetenlerin, ülke yönetimini elinde bulunduranların maalesef artık ülkeyi yönetecek bir şeyleri kalmadığını düşünüyorum. Çünkü bugün geldiğimiz noktada, sözlerimin başında belirttiğim gibi ülkemizin hiçbir ciddi probleminin çözülememiş olduğunu görüyorum. Sayın Başbakanın; ‘’Dindar bir gençlik yetiştireceğim’’ sözünü elbette önemsiyorum. Ama 10 yıllık istatistiklere baktığımız zaman hem gençliğimizin hem de genel olarak milletimizin Kültür yapısının nasıl bozulduğunu, Kültür yapısını bozan temel davranışların, temel alışkanlıkların bu millete özellikle görsel ve yazılı medya tarafından nasıl aşılandığını, bu hükümetinde bu anlamda hiçbir tedbir almadığını, adeta göz yumduğunu da bu 10 yıllık süre zarfı içerisinde gördük.

Ekonomi ile ilgili özellikle Hak ve Adaletin sağlanması konusunda; gelir dağılımının adaletli bir şekilde paylaşılması konusunda, bu ülkede; fakirin, yoksulun, mazlumun, mağdurun, haklarının aranması noktasında da ne kadar sessiz kaldıklarını ne kadar bu milleti unuttuklarını hep birlikte gördük ve yaşadık. Son 10 yılda gelir dağılımında gelir dağılımında makasın ne kadar açıldığını hep birlikte gördük. Tekrarlamak istemiyorum, Ekonomi ile ilgili özellikle madalyonun iyi tarafları gösterildi ve eksik tarafları hiçbir zaman gösterilmedi. İhracatın ne kadar arttığıyla ile övünmek, dış ticaret açığının 105 milyar dolar olduğunu millete söylemediler. İhracatın 135 milyar dolara gelmiş ama İthalatın da 235 milyar dolar olmuş. Dolar rezervleri 90 milyar’a gelmiş ama cari açığından aynı seviyelere yaklaşmış. Bunu hiçbir zaman millete söylemediler. Ve en önemlisi; çalışan kesimler; ücretli kesimler büyük hak gasp’ı ile bu dönemde karşı karşıya kaldılar. Evet, bunlar bu ülkede konuşulmadı ama 2011 bütçesinin tüm rakamlarına, en önemli göstergelerin baktığımız zaman bunların yüzde yüz saptığını, hem faiz rakamlarında hem döviz kurlarında hem enflasyon da hem de işsizlik rakamlarında bunların ne durumda olduğunu birlikte gördük ve yaşadık.

Bütün bunlara rağmen, Türkiye’nin, çözülmeyecek probleminin olmadığını düşünüyoruz. Türkiye’nin tek ihtiyacının; ehliyetli, liyakatli, milletperver, vatansever, dürüst kadroların işbaşına gelmesi olarak görüyoruz. İŞTE BU KADROLAR SİZSİNİZ ARKADAŞLAR, Büyük Birlik kadrolarıdır. BBP kadroları işbaşına geldiğinde bu milletin çözülemeyecek hiçbir problemi kalmayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, değerli kardeşlerim… Özellikle MKYK’ YA yeni seçilen arkadaşlarımız, MDK’ ye yeni seçilen arkadaşlarımıza bir kere daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Kongremiz hem bize hem de camiamıza, hem de milletimize tekrar hayırlı olsun. Rabbim inşallah milletimiz için, ülkemiz için, insanlık için hizmet etmeyi hepimize nasip ve müyesser eylesin. Bir kere daha basın mensubu arkadaşlarımıza katılımlarından dolayı saygı ve hürmetlerimi sunarım.

(DESTİCİ; YİK BAŞKANI HAKKI ÖZNUR’UN YENİ ÇIKAN KİTABINI TANITIYOR)

‘’1993 Örtülü Darbe’’ Hakkı Öznur Yüksek İstişare Kurulu başkanımız; kendisi gerçekten; Türkiye deki darbelerin bu ülkeye ne kadar zarar verdiğini, neler götürdüğünü, özellikle 28 Şubat gibi, 27 Nisan e - muhtırası gibi, daha sonraki süreçlerde yaşanan darbe girişimlerini, bunların neyi amaçladığını, neyi kapsadığını, neye karşı yapıldığını ve o süreçleri çok açık ve net bir şekilde anlatmaktadır. Türk demokrasisine bir hizmet olabilecek bu kitabı tabiî ki camiamızdaki bütün arkadaşların okuması gerekiyor. Kitapta, ülkemizin gerçekten birliği ve beraberliği ‘nasıl engelleniyor’ anlatılıyor.

Değerli arkadaşlar; Türkiye’de yönetimi elinde bulundurmak isteyenler, Türkiye’de kontrolü elinde bulundurmak isteyenler, siyasi yapılar üzerinde derin yapılar oluşturanlar ve kendi varlıklarını korumak adına karşılarına nasıl yapılar kurmuşlar ve onlarla çatışarak binlerce evladımızı birbirine kırdırarak nasıl güçlerini devam ettirme içerisinde bulunmuşlar bu kitapta net olarak anlaşılıyor. Yani şunu bilmek bile, Türkiye’deki fotoğrafı görmek adına yetiyor. Türkiye’de ihtilal oluyor, bütün dernekler, bütün yapılar kapatılıyor sadece PKK tutuluyor, korunuyor, besleniyor, büyütülüyor, APO yurtdışına gönderiliyor. Yurtdışında kullanılıyor. Daha sonrada Türkiye içerisine sokularak çatışma ortamının en güçlü tarafı haline getiriliyor. Ve 27 yıldır bu milletin adeta canına okunuyor,  binlerce insan şehit oluyor, 500 milyar dolardan fazla paramız gidiyor, milletin geleceği heba ediliyor. Milletin kardeşliğine kurşun sıkılıyor, daha da en önemli dış politikada sizin elinizi zayıflatıyor ve Türk İslam coğrafyasına elinizi uzatmanın önünde bir engel olarak duruyor.

Ve neticede baktığımız zaman; Türkiye de birileri güçlerini muhafaza ve iktidarlarını sürdürme adına dışarıdan destek alıyor içeride ise iş birlikçileri 27 yıldır bir düşman yaratmışlar ve terörle mücadeleler ediyormuş gibi yapıyorlar asla, gerçek anlamda hiçbir mücadele sergilenmiyor bu millet avutulmaya devam ediyor. Eğer bu Türkiye bu derin yapılardan kurtulsun bu derin çeteleşmelerden kurtulsun tam bir millet iradesi yansısın ve hukukun üstünlüğü ile tam demokratikleşme sağlansın işte o zaman Türkiye bu coğrafya’nın lider ülkesi olur. Olduğu anda da Dünya’nın 10 Ekonomisinden biri demektir. Ve ondan sonra Türkiye neyi talep edecektir ? Türkiye, Birleşmiş Milletlerde Veto hakkını talep edecektir.  BM’de Veto hakkı almış Türkiye artık bu coğrafyada söz sahibi olacaktır ve bu coğrafyayı kimse sömüremeyecektir. Büyük fotoğraf budur, engellenmek istenen budur, yapılmaya çalışılan budur. Bütün bunları yapmaya çalışanlarda Bu kitapta net bir şekilde anlatılmıştır ben bir kere daha Hakkı Öznur’a bu çalışmasından dolayı teşekkür ediyor, başarılar diliyorum ve bu kitabı okumasını tüm arkadaşlarıma tavsiye ediyorum.